Yeni dönem başvurular..

Aralık ayı sonu hem bir dönem ve yılın bitişi, hem de ara dönemde aramıza yeni katılan YL öğrencilerimizle ailenin genişlemesi anlamına geliyor. 2009 yılından beri faaliyet gösteren BİLGİ Kültür Yönetimi yüksek lisans programı kültür profesyonelleri ve yaratıcı sektörlerde arayış içinde olan, farklı disiplinden yetişmiş birçok yönetici ve girişimci adayını bünyesinde ağırlıyor. Tamamen uluslararası profile sahip programımızda Türkiye’den alanında öncü kültür politika ve yönetimi uzmanlarıyla çalışmak gurur verici..Programı inceleyip ilgileniyorsanız tezli veya projeli olarak başvurabilirsiniz.

CAMMA’yı Sosyal Medya’da izlemek isterseniz bu link üzerinden gruba katılın, bu ailenin birçok ücretsiz etkinliğinden de haberdar olacaksınız.

Reklamlar

Yaratıcı Girişimcilik Eğitim Seti Türkçe’ye kazandırıldı.

British Council’in geçen yıl başlattığı Eğitimci Eğitimi ve Girişimci Eğitimi kapsamında kullanılan, NESTA (Birleşik Krallık Yenilik Insiyatifi) tarafından akkredite edilmiş eğitim seti ve ilgili model şablonları BC Türkiye tarafından Türkçeye kazandırıldı. Anadilde iş planı hazırlığında olan yaratıcı girişimciler sete bu linkten ulaşabilirlernestatoolkit_1

Özgür Uçkan’ın ardından.. Yaratıcı kümeler ve İstanbul’a dair..

ozgur uckan

2002-2003 Akademik Yılı başlarken, yazmakta olduğum disiplinlerarası doktora tezi sebebiyle sanat ve tasarım konusunda bir arayışa girmiş, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi (TKY) programına kaydolmuştum. 2003 bahar aylarında da Dr. Özgür Uçkan’ın modülünü alma zamanı gelmişti. O zamana kadar aldığım ve verdiğim eğitimlerden çok daha farklı bi deneyim yaşamaya daha ders başlamadan bize dağıtılan CD ve notlar sayesinde başlamıştık, dersin temposu rehavet gibi bir kavramı gündemimizden uzaklaştırırken, öğrendiğimiz şeyleri hazmetmek ve kullanmak belki ilerleyen yıllara yayıldı. Dr. Özgür Uçkan ile daha sonra hem TKY hem de sanat ve kültür yönetimi lisans ve yüksek lisans programlarında beraber çalıştım. Birçok kişi onu aslında benim de yolumun ilk kesiştiği bilişim, bilgi yönetimi, internet ve dijital haklar konusunda daha yakından tanımış olarak tanıtacaktır. Ancak benim onunla çok uzun yıllar paylaştığım hayal, yaratıcı endüstriler üzerineydi. Özgür Uçkan kendi içinde çelişkili gibi duran bu disiplinlerarası alana her iki alana gereken ilgiyi ve önemi atfederek yaklaşmış, bir süreç yönetiminin en iyi şekilde ancak içeriğe de hakim olarak yapılabileceğini aşağıdaki satırlarıyla belirtmiştir:

” Kültür ve ekonomi arasında aynı zamanda sorunlu bir ilişki de vardır. Ama bu sorun aslında bir algı sorunudur. Ekonomi devreye girdiğinde kültürün değersizleşeceğine inanılır. Oysa kültür zaten bir ekonomidir. Ekonomi de ancak kültürel zenginliğin olduğu yerde gelişir. Kültürün aynı zamanda bir ekonomi olması onun değerini düşürmüyor. Tam tersine kültürlerin ekonomik değerleri onların iletişim değerlerini ve etki alanlarını artırıyor…..Elbette bu durum, iki alan arasındaki ilişkinin dikkatli bir şekilde yönetilmesinin gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Bu biraz ekonomide adil rekabet koşullarının oluşturulmasının gerekliliğine benziyor. Her şeyi kısa vadeli çıkarlara bağladığınızda sürdürülemez bir tekelcilik ortamı yarattığınız gibi, en çok alınıp satılan kültürlerin tahakkümüne izin vermek kültürel zenginliği ve çeşitliliği yaralıyor. Bu yüzden gerek ülkeler gerekse uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği gibi ağ-devletler “kültür politikaları” geliştiriyor.”

Kültür yönetimi ve politikaları alanına giriş niteliğinde olan bu tespit, yalnız teorik tartışmada değil aynı zamanda pratik projelerle Özgür Hoca’nın gündemini oluşturdu. Bunlarda 2010 AKB öncesi en heyecan verici proje, danışmanı olduğu Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile yaptığı bilişim ve inovasyon çalışmaları dahilinde “yaratıcı kümeleri” (creative clusters) ön plana çıkarmak ve yaratıcı endüstrilerde “serbest bölge” kavramını tartışmaya açarak bu endüstrilerin gelişmesine yönelik politik düzenlemeler yapmaktı. Bunun için düşünülen bölge, o tarihte santralistanbul, Rahmi Koç Müzesi, Şapka Fabrikası- Tasarım Kütüphanesi, çeşitli zanaat mirası ve yeni kurulan dizi platolarıyla UNESCO Kültür Mirası içinde yer alan Fener ve Balat’ın  da yer aldığı, karşı kıyıda kongre merkezinden İKSV’nin Deniz Palas’ına kadar uzanan Haliç bölgesiydi. Kültür ve eğitim yatırımlarının yanında ciddi bir kültür mirasına sahip olan bölgede, yaratıcı endüstrilere yönelik girişimlerin artması için altyapı, iletişim ve ulaşım bağlantıları, finansal teşvik ve muafiyetleri kapsıyordu. Günümüzde Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları için bilgi transferini sağlayacak TTO’lerinin üniversite kampus yapılarının içinde kurulması, bazı şehirdışı kampus yapılarında şehir yaşamı ve yaratıcı enerjiden kopukluğu doğurduğu için, İstanbul’un eski merkezlerinden birinde oluşacak bu yapılanma bu yaratıcı enerjiyi de koruyacak nitelikte kurgulanmıştı. Özgür Hoca bu yaratıcı ve yapıcı projelerin gerçekleşmesi için her zaman önemli paydaşları, özellikle önemli STK’ları devreye sokmuş bir araştırmacı olarak, TİM ile tasarlanan bu projeyi kültür ve sanatla ilgili gündemin yoğun olduğu 2010 yılında birçok ortamda teleffuz etti. Hatta Kasım 2010’da YEKON Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği’ni kurmak için yaptığımız Arama Konferansı’nda konuğumuz olarak bu çabaları düzenli bir şekilde birçok dernek temsilcisiyle paylaşmak suretiyle her zamanki gibi ufuk açmıştı.

Ben Özgür Hoca’dan öncelikle “bilginin paylaştıkça çoğalma” mitinin yalan olmadığını öğrendim. Başta kendi web sitesi, her türlü sosyal medya (slideshare, scribd, twitter vs.) aracını kullanarak, özellikle demokratik erişime açık her ortamda çalışmalarını en geniş kapsamıyla paylaşmaktan imtina etmemiş bir araştırmacıydı. Bunun yanında Özgür Hoca’nın yıllar itibariyle çevresinde oluşan gruplardaki insanların temel özelliğine baktığımızda, hiçbir zaman üretmekten vazgeçmeyen bir grup görüyoruz. Bu Türkiye gibi özellikle kültür yönetimi ve politikaları gibi hassas alanlarda çok devingen bir ülkede çok yoğun bir adanmışlık ve öz disiplin gerektiriyor. Ama onu yitirdiğimiz günlerde gözlemlediğimiz gibi bu grup bir avuç insandan oluşmuyor, dünyanın neresinde üretirse üretsin bağlantısını koparmayan ve birbirinden beslenen, sorgulayıcılığını elden bırakmayan özel bir grup.. Sanırım ondan kalan ve beslemekle yükümlü olduğumuz en değerli mirasımız..

Yaratıcı Endüstrilerde Girişimcilik Paneli

Percy’nin eğitimiyle başlayan heyecan İstanbul’daki ilk yaratıcı girişimcilik eğitimine paralel olarak sürüyor. 23 Haziran Salı günü saat 19:00’da İKSV Salon’da İKSV Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova moderatörlüğünde NESTA’dan Philly ve Atölye İstanbul’dan Engin ile bir panelde konuşacağım. Ayrıntılara Panel linkinden ulaşabilirsiniz.panelduyuru_twitterpost_1-01

2015 ‘e hazırlanırken…

Bir yılı daha arkamızda bırakırken birçok değerlendirme yazısı kaleme alınır. Benim 2014 yılı çalışmalarım Princeton Üniversitesi Kültür Politikaları Araştırma Merkezi’nde kültür politikalarına dair veri toplamaya ilişkin başladı. Birçok paydaşın olduğu ve Avrupa’daki devlet veya kamuyla ilgili diğer kurumların  daha ön planda olduğu ortamdan çok daha farklı olan ABD’de, National Endowment for the Arts‘ın önderliğinde farklı alanda yürütülen araştırma çalışmaları bu kurumun araştırma biriminde toplanıyor. Ben de benzer bir yapıyı Türkiye için geliştirmeye çalıştım.

Türkiye’ye döndükten sonra ise, uzun zamandır birlikte çalıştığım YEKON’un Yaratıcı İstanbul Atölyeleri bitmek üzereydi Milano’da yaratıcı endüstriler ve 3 F (Food, football, fashion) konusunda geniş tecrübe sahibi Giovanni Lanzone ile senaryo atölyesi yapıldı ve daha sonra geniş kapsamlı bir senaryo çalışmasıyla tamamlandı. Senaryonun filmi hem atölyeler hem de YEKON’un savunuculuğunu yaptığı çokkültürlü, yenilikten beslenen ve katma değerli üretimle kalkınmaya önem veren İstanbul yaklaşımının bir ürünü oldu.

Eylül ayında Kültür Politikaları konusunda iki yılda bir yapılan en geniş kapsamlı konferanslardan olan ICCPR- International Conference on Cultural Policy Research’de Türkiye’de yaratıcı girişimci profile dair 2013 Global Girişimcilik Haftası sırasında yaptığım araştırmayı sundum.

Bu araştırma, blog üzerinden daha önce yayınladığım Yaratıcı Girişimcilik eğitimleri konusunda da bu alanda yüzleşilen sorunların üzerine gitme konusunda temel kaynak oldu.

2014 2. Tasarım Bienali ve özellikle British Council’ın 2015’i Yaratıcı Ekonomi yılı ilan etmesi üzerine düzenlediği önemli eğitimlerle sona erdi. Bu arada İstanbul Ticaret Üniversitesi de UNCTAD ile bir protokol imzalayarak bu alandaki araştırma merkezini açmış oldu. En kısa zamanda oluşturulacak web sitesinden  alan araştırmacılarıyla ilgili ekonomik verilerin paylaşılmasını diliyoruz.

Kültür ve yaratıcı endüstrilerin daha çok gündeme geldiği ve hak ettiği önemi bulduğu bir yılı tüm ilgililerle kucaklamak umuduyla..

iccpr4

ICCPR

princeton

Princeton

IMG_1016[1]

Istanbul Ticaret Üniversitesi’ndeki açılışta YEKON Başkanı Yiğit Şardan

Yaratıcı Girişimcilik Eğitmen Eğitimi Bursa’da başladı

Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) ve British Council işbirliği ile hazırlanan 3 günlük eğitimci eğitimi Bursa’da geniş bir katılımla başladı. Farklı birikimlere sahip,pratik ve akademik açıdan deneyimli grup Birleşik Krallık Inovasyon Destek Birimi NESTA eğitmenlerinden Percy Emmett bu eğitimi kendi geliştirdiği araç seti (toolkit) aracılığıyla veriyor. Yakın gelecekte British Council’in 2015 Yaratıcı Ekonomi Türkiye odak yılı kapsamında bu araç seti Türkçe’ye de çevrilecek. Orjinal sete bu link aracılığıyla erişebilirsiniz. Percy aynı zamanda Salı günü Girişim Fabrikası’nda bir panele katılacak.

IMG_1131.JPG

IMG_1122.JPG