ENCATC 25. yılını kutluyor

Avrupa Kültür Yönetimi ve Politikaları Ağı ENCATC‘ın 25. yıl buluşma ve konferansında konu kültürel ağların sürdürülebilirliği üzerine seçilmişti. Bugün başlayan konferansta kültürel ve yaratıcı girişimcilik konularının yanında kültür yönetimi eğitiminin geleceği de konuşuldu. ENCATC, Birleşik Amerika’daki muhatabı AAA ve Tayvan muhatabı TACPS ile düzenlediği bu buluşmalarda hem Brüksel’de kültürel diplomasi açısından bu girişimin rolünü sorguladı hem de dünyadaki kültür yönetimi alanında yeni örnekleri katılımcılarıyla paylaşıyor. Sunulan bildirilere konferans linkinden ulaşabilirsiniz.

İstanbul Yaratıcı Platformlar Ağı lanse edildi

British Council Türkiye’nin yaratıcı platform/creative hub serisinin önemli bir çıktısı olan Graph Commons ortamında oluşturulan İstanbul Yaratıcı Platformlar Ağı ATÖLYE ‘de yapılan bir lansman ile ilgililere sunuldu. 2016 yılında ticari ve sosyal alanda ön plana çıkan platformları Birleşik Krallık’tan muhataplarıyla buluşturan “Yaratıcı Platformlar Buluşuyor”  ve “Yaratıcı Platformlar Değişim Program”larını izleyen bu haritalama çalışması güncellemelere açık olarak oluşturuldu.

Benim de dahil olduğum konuyla ilgili uzmanlardan görüş alan bu yeni yapılarla ilgili yorumlar BC tarafından açılan blogdan takip edilebilir.

Yaratıcı İstanbul Senaryosu yol göstermeye devam ediyor

YEKON‘un İstanbul Kalkınma Ajansı destekli Yaratıcı İstanbul Atölyeleri çıktısı olarak görülen Domus Academy hocalarından Giovanni Lanzone ve benim katkı sunduğumuz Yaratıcı İstanbul Senaryosu stratejik açılımlar sunduğu için geçerliliğini koruyor. İstanbul’un yaratıcı şehir yarışında geriye düşmemesi için bilimsel bir bakış açısı sunan kısa video İstanbul Ticaret Odası’nda yapılan Atölyeler lansman toplantısında ilk defa yayınlandı.

Creatisity sosyal ve yaratıcı girişimciliği buluşturdu

1 Ağustos-17 Eylül 2017 arasında 6.sı düzenlenen  Sinopale , Avrupa Kültür Derneği‘nin sürdürebilir kültürel kalkınma konusunda en uzun süreli ve başarılı örneği… 10 yıldır hayatımızda olan Sinopale kendi sürdürülebilirliğini sağlamak için kurduğu Sinop Sürdürülebilir Kalkınma Derneği  aracılığıyla Belediye tarafından tahsis edilmiş HAL ‘de başlattığı girişimleri desteklemek amacıyla bir eğitim serisi başlattı. Creatisity  projesi kapsamında Avrupa Sanat Okulları Birliği ELIA ve farklı Türk üniversiteleri ile sosyal girişimcilik konusunda en etkin vakıf olan Ashoka ‘ın desteğini alarak yapılan Sosyal Girişimcilik eğitimi sonunda ortaya çıkan sosyal fayda sağlayan yaratıcı girişimler 2017 yılında faaliyete geçerek Sinopale sırasında üretimlerini sergilediler.

kültür.limited yayın hayatının 2. yılında

Sahne Sanatları Yönetimi mezunumuz Emre Erbirer’in kurucu ortalığı olduğu kültür.limited  hem alandaki etkinlik duyuruları hem de iş fırsatları konusunda çok önemli bir boşluğu doldurarak, geçen sene Contemporary İstanbul’da girişimcilik ekosisteminin önemli melek yatırımcı ağlarından Galata Business Angels’ın seçtiği teknoloji bazlı sanat girişimleri kategorisinde yerini aldı.

Mentorları arasında bulunduğum bu girişim sayesinde de Türkiye ve Dünya’da Yaratıcı Endüstriler odaklı haberlere Türkçe içerikle erişebilirsiniz.

Uzun bir aradan sonra…

Değerli Blog takipçileri;

2006 yılından beri verdiğim Yaratıcı Endüstriler dersi 10. yılını idrak ederken bunun yanında birçok etkinlikler bu çalışmalar gelişti, kavram Türkiye’de çok daha sık telaffuz edilir oldu. Bu güzel gelişmenin yanında projelerin takibi sırasında bu projelerle ilgili Türkçe referans oluşturması için oluşturulmuş bu blog biraz ihmal edildi. Geriye yönelikde de olsa bu arşivi oluşturmak için bundan sonra daha sık yayınlanacak haberlerle birlikte olacağız.

Görüşmek üzere,

Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan

Girişimcilik Eğitimi

Bir dönem daha Laureate Network’un uluslararası alanda verdiği ve özellikle yeni fikir geliştirme konusunda farklı bölümlerden öğrencilerimizi kucaklayan bir Temel Girişimcilik Eğitimi’nin sonuna geldik. Bu dönem katılan grup içinde yüksek lisans öğrencileri, deneyimli girişimciler de vardı. Açıkçası grubun ürettiği katma değerli fikirler beni çok heyecanlandırdı. Eğitimin en önemli bölümü kendini tanıma ve keşfetme üzerine olduğu için girişimcilik eğitiminin yalnız maddi bir süreçten ibaret olduğunu düşünen arkadaşlar için belki manevi unsurları  düşünmek için de bir fırsatı oldu. Global Girişimcilik Haftası, Türkiye ekosistemi ve paydaşları, hatta yaratıcı girişimcilik eğitiminin bazı unsurları konusunda katılımcıları bilgilendirme şansım oldu. Value Ideation bölümünü başarıyla tamamlayan katılımcılarımızla Value Implementation bölümünde buluşmayı iple çekiyorum.

GIRISIMCILIK-151104-web-01

Yeni dönem başvurular..

Aralık ayı sonu hem bir dönem ve yılın bitişi, hem de ara dönemde aramıza yeni katılan YL öğrencilerimizle ailenin genişlemesi anlamına geliyor. 2009 yılından beri faaliyet gösteren BİLGİ Kültür Yönetimi yüksek lisans programı kültür profesyonelleri ve yaratıcı sektörlerde arayış içinde olan, farklı disiplinden yetişmiş birçok yönetici ve girişimci adayını bünyesinde ağırlıyor. Tamamen uluslararası profile sahip programımızda Türkiye’den alanında öncü kültür politika ve yönetimi uzmanlarıyla çalışmak gurur verici..Programı inceleyip ilgileniyorsanız tezli veya projeli olarak başvurabilirsiniz.

CAMMA’yı Sosyal Medya’da izlemek isterseniz bu link üzerinden gruba katılın, bu ailenin birçok ücretsiz etkinliğinden de haberdar olacaksınız.

Yaratıcı Girişimcilik Eğitim Seti Türkçe’ye kazandırıldı.

British Council’in geçen yıl başlattığı Eğitimci Eğitimi ve Girişimci Eğitimi kapsamında kullanılan, NESTA (Birleşik Krallık Yenilik Insiyatifi) tarafından akkredite edilmiş eğitim seti ve ilgili model şablonları BC Türkiye tarafından Türkçeye kazandırıldı. Anadilde iş planı hazırlığında olan yaratıcı girişimciler sete bu linkten ulaşabilirlernestatoolkit_1

Özgür Uçkan’ın ardından.. Yaratıcı kümeler ve İstanbul’a dair..

ozgur uckan

2002-2003 Akademik Yılı başlarken, yazmakta olduğum disiplinlerarası doktora tezi sebebiyle sanat ve tasarım konusunda bir arayışa girmiş, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi (TKY) programına kaydolmuştum. 2003 bahar aylarında da Dr. Özgür Uçkan’ın modülünü alma zamanı gelmişti. O zamana kadar aldığım ve verdiğim eğitimlerden çok daha farklı bi deneyim yaşamaya daha ders başlamadan bize dağıtılan CD ve notlar sayesinde başlamıştık, dersin temposu rehavet gibi bir kavramı gündemimizden uzaklaştırırken, öğrendiğimiz şeyleri hazmetmek ve kullanmak belki ilerleyen yıllara yayıldı. Dr. Özgür Uçkan ile daha sonra hem TKY hem de sanat ve kültür yönetimi lisans ve yüksek lisans programlarında beraber çalıştım. Birçok kişi onu aslında benim de yolumun ilk kesiştiği bilişim, bilgi yönetimi, internet ve dijital haklar konusunda daha yakından tanımış olarak tanıtacaktır. Ancak benim onunla çok uzun yıllar paylaştığım hayal, yaratıcı endüstriler üzerineydi. Özgür Uçkan kendi içinde çelişkili gibi duran bu disiplinlerarası alana her iki alana gereken ilgiyi ve önemi atfederek yaklaşmış, bir süreç yönetiminin en iyi şekilde ancak içeriğe de hakim olarak yapılabileceğini aşağıdaki satırlarıyla belirtmiştir:

” Kültür ve ekonomi arasında aynı zamanda sorunlu bir ilişki de vardır. Ama bu sorun aslında bir algı sorunudur. Ekonomi devreye girdiğinde kültürün değersizleşeceğine inanılır. Oysa kültür zaten bir ekonomidir. Ekonomi de ancak kültürel zenginliğin olduğu yerde gelişir. Kültürün aynı zamanda bir ekonomi olması onun değerini düşürmüyor. Tam tersine kültürlerin ekonomik değerleri onların iletişim değerlerini ve etki alanlarını artırıyor…..Elbette bu durum, iki alan arasındaki ilişkinin dikkatli bir şekilde yönetilmesinin gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Bu biraz ekonomide adil rekabet koşullarının oluşturulmasının gerekliliğine benziyor. Her şeyi kısa vadeli çıkarlara bağladığınızda sürdürülemez bir tekelcilik ortamı yarattığınız gibi, en çok alınıp satılan kültürlerin tahakkümüne izin vermek kültürel zenginliği ve çeşitliliği yaralıyor. Bu yüzden gerek ülkeler gerekse uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği gibi ağ-devletler “kültür politikaları” geliştiriyor.”

Kültür yönetimi ve politikaları alanına giriş niteliğinde olan bu tespit, yalnız teorik tartışmada değil aynı zamanda pratik projelerle Özgür Hoca’nın gündemini oluşturdu. Bunlarda 2010 AKB öncesi en heyecan verici proje, danışmanı olduğu Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile yaptığı bilişim ve inovasyon çalışmaları dahilinde “yaratıcı kümeleri” (creative clusters) ön plana çıkarmak ve yaratıcı endüstrilerde “serbest bölge” kavramını tartışmaya açarak bu endüstrilerin gelişmesine yönelik politik düzenlemeler yapmaktı. Bunun için düşünülen bölge, o tarihte santralistanbul, Rahmi Koç Müzesi, Şapka Fabrikası- Tasarım Kütüphanesi, çeşitli zanaat mirası ve yeni kurulan dizi platolarıyla UNESCO Kültür Mirası içinde yer alan Fener ve Balat’ın  da yer aldığı, karşı kıyıda kongre merkezinden İKSV’nin Deniz Palas’ına kadar uzanan Haliç bölgesiydi. Kültür ve eğitim yatırımlarının yanında ciddi bir kültür mirasına sahip olan bölgede, yaratıcı endüstrilere yönelik girişimlerin artması için altyapı, iletişim ve ulaşım bağlantıları, finansal teşvik ve muafiyetleri kapsıyordu. Günümüzde Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları için bilgi transferini sağlayacak TTO’lerinin üniversite kampus yapılarının içinde kurulması, bazı şehirdışı kampus yapılarında şehir yaşamı ve yaratıcı enerjiden kopukluğu doğurduğu için, İstanbul’un eski merkezlerinden birinde oluşacak bu yapılanma bu yaratıcı enerjiyi de koruyacak nitelikte kurgulanmıştı. Özgür Hoca bu yaratıcı ve yapıcı projelerin gerçekleşmesi için her zaman önemli paydaşları, özellikle önemli STK’ları devreye sokmuş bir araştırmacı olarak, TİM ile tasarlanan bu projeyi kültür ve sanatla ilgili gündemin yoğun olduğu 2010 yılında birçok ortamda teleffuz etti. Hatta Kasım 2010’da YEKON Yaratıcı Endüstriler Konseyi Derneği’ni kurmak için yaptığımız Arama Konferansı’nda konuğumuz olarak bu çabaları düzenli bir şekilde birçok dernek temsilcisiyle paylaşmak suretiyle her zamanki gibi ufuk açmıştı.

Ben Özgür Hoca’dan öncelikle “bilginin paylaştıkça çoğalma” mitinin yalan olmadığını öğrendim. Başta kendi web sitesi, her türlü sosyal medya (slideshare, scribd, twitter vs.) aracını kullanarak, özellikle demokratik erişime açık her ortamda çalışmalarını en geniş kapsamıyla paylaşmaktan imtina etmemiş bir araştırmacıydı. Bunun yanında Özgür Hoca’nın yıllar itibariyle çevresinde oluşan gruplardaki insanların temel özelliğine baktığımızda, hiçbir zaman üretmekten vazgeçmeyen bir grup görüyoruz. Bu Türkiye gibi özellikle kültür yönetimi ve politikaları gibi hassas alanlarda çok devingen bir ülkede çok yoğun bir adanmışlık ve öz disiplin gerektiriyor. Ama onu yitirdiğimiz günlerde gözlemlediğimiz gibi bu grup bir avuç insandan oluşmuyor, dünyanın neresinde üretirse üretsin bağlantısını koparmayan ve birbirinden beslenen, sorgulayıcılığını elden bırakmayan özel bir grup.. Sanırım ondan kalan ve beslemekle yükümlü olduğumuz en değerli mirasımız..